-
Yoksa ben miyim anormal?
Çok fazla uyaran, bilgi, aynı döngü, varılamayan nokta, gidiş yolu doğru olsa da verilmeyen puan ve sanki üst üste koyduğum biricik ömrümün günleri ile belki de en güzel yıllarımdayım. Kafamın içinde bu kadar düşünce olması, beni varacağım yer neresiyse artık, oraya varmaktan alıkoyuyor. Belki odaklanma sorunu yaşıyor, kayboluyorum yolda giderken. Anı yaşamak çok zor benim için. Kendime bir an yaratıp, keyfini sürebildiğim bir zaman hayal ediyorum. Bu yaşların en güzel yıllar olduğunun ayrımında ama yeterince tadını çıkaramıyor hissediyorum kendimi. Bu ara memlekette yaşayan çoğu insan gibi ben de umutsuzum. Artık ne demeli veya ne dememeliyim, onu da düşünmekten, kendimi tartıp da içimde tutamadığımı anlatmaktan vazgeçip, öylece cümle kurmaya çalışmaktan da yoruldum. Şu sosyal medya sahteliğinden, kara cuma, müthiş cuma, efsane Kasım gibi indirim bindirim reklamlarından, çocukları nasıl yetiştirmemiz gerektiğini anlatan madde madde paylaşımlardan, oolong çayını içersem daha kolay kilo verebileceğimden, herkesin çok şahane görünüp, telefonun ön kamerasında sürekli mutlu olma gayretinden hepimiz eminim darlandık. Aklıma tek bir şarkı geliyor, Bülent Ortaçgil söylerdi. “Biri anlatsın hemen, nedir bu normal, canım sıkıldı artık, yoksa ben miyim anormal?”
-
Kadın
Saçı uzun, aklı kısa!
Elinin hamuruyla erkek işine karışma!
Kızını dövmeyen dizini döver!
Anasına bak, kızını al!
Çocuksuz kadın meyvesiz ağaca benzer!
Dişi köpek kuyruk sallamasa….
Ve yeni nesil atasözleri:
O saate orada ne işi varmış?
Yalnız yaşıyormuş, o yolun yolcusuymuş zaten.
Şu fotoğraflara bak, zaten kaşınıyormuş.Benim bizzat duyduklarım:
Ne o, kocan seni kapının önüne koyar diye mi korkuyorsun?
Ben bugün müdür oldum diyen ben ve sizin orada öyle bir iş yok diyen başkası. ( Evet ben o işte 7 yıl çalıştım. Ayrıca yaklaşık 100 kişi vardı çalışan)
Sen normal doğursaydın da görseydin! Sonrası tabi ki ;
Süt yok ki!!
Çocuklarım çok tatlı, çok seviyorum kuzularım diyen ben; sonrasında
Tohum güzel tâbi diyen yine başka bir hemcins.
Sen yat kalk kocana dua et! ( Olur, ederim)
Sen oradan bu arabayla geçemezsin. (Geçerim, bal gibi!)
Bir çırpıda aklıma gelenler bunlar. Çoğu erkek egemen kültürün uydurduğu, burnumuzun dibine soktuğu laflar, aşağı görmeler, yok saymalar ve daha neler… Kocanın uyguladığı adı şiddet olmayan, kadını kendince hiç yapmaya yetecek yollar da var. Kadının kadına her daim köstek olma durumu da. Toplum olarak birimizin diğerini hor görmesi, kişi kadın ise, bunu özellikle geçmiş hayatında yaşadıysa itina ile hevesle yapması ayrı bir konu. Kadınları kimden korumalı, gerçekten bilmiyorum. Medyanın gücü önemli bir güç elbette. Ancak kapılar kapanınca yaşananları değiştirmiyor bu güç. Bir kadın, bugün de belki bir erkek şiddetine uğrayacak, belki yaşam hakkı elinden alınacak. Bir kadının başına gelenleri duymaya dayanamıyorken, bu hayatı ona reva gören kocası, anası, babası, kayın anası-babası hiç umursamayacak. Bir kadın mesela, çocukların sadece karnını doyurmak için çalışıyorken, çocuklarına şiddet uyguladığı için cezaevinde olan kocasına da bakmak, o pis herife para göndermek zorunda kalacak. Evlatlarının sağlığı ile imtihan olacak ama o yine çalışmak zorundayken ne anası, ne abileri kadına destek olacak. Bu kadın sizce ne yapsın Dünya Emekçi Kadınlar Gününü? Bence her kavramın içini boşalttık. Bu da öyle bir gün işte.Çok güzel girişimler olsa da, kadının hayatı iyileşmiyor, kadın halen erkekten sonra gelen oluyorsa, daha çok yolumuz var. Belki bitmeyen bir yol….
içimdengeldiyazdım#benkadınım
Mart 7, 2022
-
Sevmek

Those were the days my love Sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin.”
Geldi kondu yine dilimin bir ucuna. Kim demişti diye düşündüm, sonra şiirin tamamı geldi hatırıma. Tabi ya, Atilla İlhan…Harp Kaldırımda Aşk…
Ne umut veren bir başlangıç böyle. Birinin gelişini, yanında yeni bir türkü tazeliği yaşatacak kadar mutlulukla beklemek, karşılamak. Hepimizin içine ferahlık veren o anlar var ya.. Kimi için ağır bir hastalıktan kalkıp, yeniden yolda yürümek belki bu yepyeni bir türkü hissini yaşatan. Kimine, artık dönemeyeceği, eskisi gibi olmayacağını bildiği halde kendini bu haliyle bir an kabul etmek, kimine hasretle beklediğine kavuşmak, çok çalışılan bir yolun sonuna gelip, neydi o günler demek.. Size kim veya ne, kıştan sonra o ılık havayı, zor bir geceden sonra aydınlık sabahı, uzun bekleyişin sonunda aydınlık haberleri almış gibi hissettirir? Geçenlerde sormuştum kendime. Bana ne iyi gelir diye? Bir tanesi İstanbul trafiğinde arabanın içinde beklerken bağıra bağıra şarkı söylemekti hatta☺️. Çok sıradan bana iyi gelir dediklerimiz var, kimi çok kolay, kimi çok anlamlı, kimi çok saçma, kimi imkansız. Ama var iyi gelen bir şeyler, halen var. Şu olan bitene rağmen var. Sahi size ne iyi gelirdi?
Mart 22, 2022 -
Ne iyi geliyorsa
Bugün birileri hastasının başında bekliyor, birileri hasta yatağında iyileşmeyi umut ediyor, kimi eller havaya modunda, Çeşme ‘de fotoğraflarını, videolarını paylaşıyor. Kimi, kendi için sabah nasıl olacak bilmiyor, kimi sabah olsa ayı nasıl geçirecek bilmiyor. Kiminin tuzu kuru, kimine göre falancanın zaten tuzu kuru… Hayatımızın başı ve sonu arasında geçirdiğimiz günler, bizi dibe çeken ve göklere çıkaran duygular varsa eğer, aslında yaşadığımız hayatın özeti gibi oluyor. Kırılma noktaları, başlangıç noktaları, gemiyi yakma zamanları, elini cebine koyup, sırtına ceketini alıp, kapıyı sertçe kapayabildiğin zamanlar, içindeki cerahatı sökercesine saydırabildiğin zamanlar ve dahası. Bazı zamanlar zihnimde kurduğum köprüler beni öyle yoruyor, öyle anlamsızca duygusal yapıyor ki. Ne gerek vardı şimdi diyorum. Sonra yine ruh gibi dedikleri moduma geri dönüyorum. Tekrar rutin ve sonra yine bir şey gelip vuruyor, şaak diye… Sıradan gelen çok şey bir anda öyle çok şey anlatıyor ki, olmasa ne yaparım diyorum. Sonra gücüm bitiyor, olmasa nasıl mücadele ederim bu kadar yorgunlukla diyorum. Beni ben, sizi siz yapan ne varsa, anneniz, çocuğunuz, o eski şarkı, yazlık günleri, artık neyse. Bırakmayın…Her ne varsa geçecek, ben biliyorum… Siz de öyle bilin.
Temmuz 28, 2022 #içimdengeldiyazdım #kendimenotlar