• Ablama, iyi ki…

    Bir ablaya sahip olduğum için, bana göre hayata 1-0 önde başlayanlardanım. Ablam için, çocukluk ve ergenlik döneminde bu durum tam tersi olmuş olabilir tâbi ☺️ İnsanın ana babasından ona kalan en kıymetli mirası, konuşabildiği, varlıklarına iyi ki dediği kardeşleri. Ablam, namı diğer Abaküs Hamiyet ☺️, ismini Meryem halamın Hamiyet Yüceses hayranlığından almış ☺️ benim ki de malûm Türkan. Bizimkiler, isimleri yıldızlar geçidinden seçmişler ☺️Ablam benim 45 yılım. Abaküslüğü, belki benim 45 yılımı, kardeşimin 44 yılını, tüm aile efradı olarak ne anılarımız varsa, fil hafızası ile aklında tutuyor olmasından geliyor. Ülkenin veya dünyanın neresine giderse gitsin, arabayla, yürüyerek ya da toplu taşıma aracı ile yönünü her şekilde bizzat bulabilmesi ile meşhur. Hatta, geçen sefer İstanbul ‘ a gittiğimizde ;-İstoç ‘ u geçtik, geliyoruz diye aradık ablamı. Ama trafiğe kaldık dedim.Dur şimdi, kapama, şuradan git,buradan dön, orası boş olur diye diye beni evin yoluna çıkardı. Yandex Hamiyet diyor Alp. Bazen eniştem ve İpek ile oturup ablamın bazı absürtlüklerine gülüyoruz. İpek anlatırken kopuyor. Yazarken bile kendimi tutamayıp gülüyorum hatta. Gittiğim en güzel rotalara ablamla gittim. Çocuk 1 oldu, 2 oldu, 3 oldu ☺️ öf demedi, bizi her yere taşıdı. Yollardan çabuk çabuk geçip, en güzel yerleri gördük. En son Bodrum tatilinden sonra, ben dinlenmek için bir tatile gitsem iyi olur demişliği var☺️ malum, benim gerginliğim, çocukların hiperaktivitesi, sürekli bitmeyen devinim derken annemi, ablamı ve eniştemi çok yormuş olabilirim. Her kardeşlik gibi , uzun uzun yollardan geçtik. Aynı evde olsak hayatta anlaşamayız☺️ Çok farklı karakterlerimiz var çünkü. Çocukken en çok ablamla kavga ederdik. Benim vukuatlarım çok tâbi. Evde, kavga edeceğiz diye kapıların camlarından Süpermen edasıyla uçmuşluğum bile var. Ben düzenliydim, ablam dağınıktı. Ben paspal, ablam süslü, ben içe dönük,ablam konuşkan. Sonra ikimiz de şimdi orta yaş mı desek genç mi bilemedim☺️ koca kadınlar olduk. Ablamın o güzel enerjisiyle, “Günaaaydınnn” diye açtığı telefonlar,benim günümü halen aydınlatıyor. Anlayacağınız halen 1-0 öndeyim. Çoğu güzel zamanlardan oluşan iyi bir çocukluk geçirdim. Hepimiz geçirdik. Benim arka bahçem sağlam yani. Çiçeklerim halen açıyor. Ablam, o kadar kendi kendine yeterdi ki, hâlen öyle. Onun kendi kendine yeten, herkese koşan hali dışında bir halini görsem, ona nasıl yardım edeceğimi bilemezdim. Yıllar önce tüberküloz olduğunu öğrendiğimizde, o günü hâlen öyle net hatırlıyorum, ona el uzatmaya gücüm yetmezmiş gibi gelmişti. Halen o duygudayım. Ablam her şeye,herkese yetişmeye gayret ediyor. Ablam, diyince aklımda o deli dolu, coşkusu hem içinde hem dışında, ara ara çarpıştığımız, gülmekten altıma kaçıracak gibi olduğum o diyaloglar, babam bize koca koca kızlar iken dayanamayıp kızdığında, kapıda gülme krizine girişimiz, annemin orta sehpasına çıkıp assolist olan ablama, annemin yapma çiçeklerini koparıp koparıp atışımız, onun tanıdığı bir doktor veya uzmana giderken elime kendi fotoğrafını tutuşturup;- Benim resmimi göster, beni hatırlar, bak ciddi diyorum ☺️demesi ve benim bunu yapmam☺️ ve sonsuz iyi, komik, duygulu, coşkulu,zor, milyon tane an geliyor.Ablam benim. Seni çok seviyorum. İyi ki varsın. Hep var ol. Güzel günlerimizle, kavgamızla, sesini iyi duymak istiyorum demenle, çatır çatır bana gerçeği söylediğin ve gösterdiğin tüm dertleşmelerimizle, bizle, ailemizle hep var ol. İyi ki doğmuşsun. Anneannem o kapının açılmadığı karlı 24 Şubat gününü anlatırdı. O karlı günden bu güzel güneşli bahar gününe ve daha nicelerine. Sağlıkla yaşa, çok yaşa ❤️

    Şubar 24, 2024