Aslında çok da iyi bir hayatımız vardı…

Don’t Look Up filminde son sahnede profesör şöyle diyordu:
– Aslında çok da iyi bir hayatımız vardı.
Gelmekte olan sonun artık kapıda olduğunu biliyor ve hayatlarının zaten iyi olduğunu basit bir cümle ile kabul ediyordu. Ben filmleri baştan sona oturup izleyemiyorum. Sabah çok erken ya da çocuklar uyuduğunda, izleyebilecek birşeyler varsa, canım isterse izliyorum. Birkaç günde izlediğim bir filmdi. O nedenle, belki başka bir laf da, çok odaklansam içime işleyebilirdi. Filmdeki bu son laf benim için en anlamlısı oldu. Aslında çok da iyi bir hayatımız vardı. Keşke bilseydik biz de hayatın basit de yaşanabileceğini, herkese her şeyi gösterme çabası olmadan, içimizde ve sevdiklerimizle hissederek yaşasaydık dedim. Film gerçek bir kesit sanki. Olan biteni anlatıyor.
Kimse kimseyi dinlemiyor. Birileri bakın bu da var, bu olacak diyor. Onlara ruh hali bozuk muamelesi yapıp, en avam şekliyle bunu ifade edebiliyoruz. Aslında kimse birbirini anlamak bile istemiyor. Birinin acısına üzülüyoruz, o kadar kısa sürüyor ki bu durum. Sonra hayat devam ediyor, bu da benim hayatım diyerek haklı olarak yaşamaya devam ediyoruz. Bu ara kendimi çok iyi hissetmiyorum. Bu yılı öyle büyük umutlarla karşılamadım. Umut elbet olmalı, hatta çok da umut eden bir insanım. Bu yıl, Allah’ ım gördüğümüzden geri koyma bizi dedim. Sağlık, mutluluk, huzur diledim. Her yıl bir önceki yılı aratır gibi oluyor. İyi enerjileri çağırmayı öğrenebileceğimiz, birbirimizi sevebileceğimiz, kimseyi bir yerlere koyup kafamızın o raflarında kalmasına müsaade etmeyeceğimiz bir yıl olsun. Sevgiyle.
Ocak 1, 2022

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir