Pandemi Vol.bilmem kaç

Gözümü kapatıyorum, herkes bir odada, ne yapacağını bilmeden bir yerlere koşturuyor. Adı çaresizlik bu koşturmanın. Tüm dünya, ne yapacağını bilmez halde ya saçmalıyor, ya ağır bir görev ile üzerindeki yükü kaldırmaya çalışıyor, kimileri hariçten gazel okuyor, kimi işinin, aşının peşinde. Gemi açık denizde bilinmeze gidiyor. Çizgi filmlerdeki gibi, ufukla birlikte gözden yitip gidiyor sanki. Her güne ümitle uyanıyordum, ancak her yerde felaket senaryoları geziyor. Sanki sosyal medyaya bakmadan hiç birşey öğrenemeyeceğim gibi, her fırsatta oraları kurcalıyorum. Bunlar iyi günlerimiz diyor çoğu yerde, Whatsapp gruplarının hepsi felaket habercisi. İyisi olmayacak biliyorum da; kabahati bilgileri veren gruplara, sosyal medyaya atıyorum. Sanki onlar söylemese her yer bahar, her yer çiçek. Birilerine birşey olduğu zaman, vah vah tüh tüh deyip, kısa bir süre üzüldükten sonra çok önemli hayat telaşlarımıza dönüyorduk hepimiz. Şimdi sadece bekliyoruz. Dün neyimiz vardı ise, çoğu yarın olmayacak.
Bugün, küçük Mert, sırtımı kaşı anne dedi. Sonra seni seviyorum dedi. 1 yıldır uyutmayı
beceremediğim minik Kerem yine direnirken, bıraktım uyutmaya çalışmayı. İçime çektim kokusunu, ciğerlerimi sevgisiyle doldurdum. Uykusuz bir geceye doğru gözlerimi kapasam da, huzur buldum kısacık. Yarın sabah da umutla uyanmak dileğiyle… Hepimiz için, tüm hastalar için, şifa bekleyenler için, bu sefer gerçekten Allah’ıma el açıp, yakaran kullar için. Umut etmekten vazgeçmemiş olmayı diliyorum. Allah’ ım hepimizi korusun, esirgesin.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir