Ayarsız

Kendimi az yokuşlu, inişi çıkışı çok ama herkesin kolayca gitmek istediği yere varabileceği bir yol gibi görüyorum. Bu sabah, birden sert bir tepki verdim karşımdaki kişiye. Sonrasında bu hisse kapıldım işte. Hep topu yumuşatan ben, dik bir yokuş gibi durdum. Sonra tâbi ki, konuşmanın seyri değişti ve ben öyle demek istemedim şeklinde konuşma değişti. İnsan kendi nasılsa, ilişki içinde bulunduğumuz insanlar da bize öyle davranıyor. Hep ılımlı, yapıcı olmaya çalışınca, nasıl olsa diye başlayan cümlelerin öznesi oluyorsunuz. Azıcık direnince, tepki bu sefer ölçüsüz oluyor ve sen zaten hep böylesin ile başlayan iç seslerin ya da tartışmaların baş aktörü olmak da beklenen son oluyor. İkisi arasında bir tavırla davranmak benim için çok zor da olsa, bazı kişilere karşı buna hakkım olduğunu da düşünüyorum. Keşke her zaman hem kucaklayıcı, ılımlı hem de dik olmayı başarabilsem. Son zamanlar, daha çok kabuğuma çekildim. Verici olmak yerine, geri durmaya çalışıp, kimi için çabalamak yerine iki kişi arasına, beşeri ilişkinin ortasına bir set çekmeyi başarıyorum. Başarmak derken, bu iyi bir başarı değil, biliyorum. Hayır demeyi bilemeyip kendimi korumaya bu şekilde alıyorum. Sonra bildiğimi yapıp, böyle iç huzurumla mutlu oluyorum. Şu dediklerimi somut örneklerle anlatabilmek çok daha iyi olurdu ancak bu mecrada mümkün değil. Ben kendimi ruhsal olarak böyle izole edebildim. Hem biraz içinde, hem biraz dışında. Şu günlerdeki gündem de buna müsade ettiği için bu yol şimdilik beni rahatlattı. Sonrasında nasıl olur bilmem… Bu günlük söyleyecek başka bir şeyim yok 😊

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir