Kırılma noktası

Herşeyin bir kırılma noktası olduğunu düşünenlerdenim. Elimizde cam bir bardak var mesela, bıraksak tuzla buz olacak. Kırıldığı bir dert, bir de ortalık berbat olacak. Cam bardak bir gün kırılacak. Belki istemediğimiz halde birinin değişen yolu gibi olacak bu bardak, kırılacak. Elimizde tuttuğumuz çok şey zamanı gelince zaten değişecek, başka bir yola girecek. İnanıyorum günün dönmesine de, hayatın başka bir yöne doğru evrilmesine. Belki konfor alanımızdan çıkıp, suyun yönünü değiştirmek gayreti ile olacak belki de kader deyip, suyun yönü mecburen değişecek. Elbet, bir gün yolunda giden, gitmeyen ne varsa farklı bir form alacak. Şu çok ciddiye aldığımız bu yolculukta, hep varılacak yeri düşünmekten yolun keyfini çıkarmayı unutuyoruz. Hep bir sonraki safhaya geçmek için, gerçekleşmesi gerekenler var da, onu bekliyor gibiyiz çoğumuz. Hâlbuki bihaberiz yarına ne yazılmış bizim payımıza. Neyi bekliyoruz ki. Akşamdan senaryoyu yeniden yazıp, sabah bir önceki senaryonun kurgusunu yapmaya devam ediyoruz. Bir gün, bir şeyler olacak ve irademiz dışında belki mukadderat diyerek sabredeceğiz ve alışacağız yeni düzenimize. En nihayetinde, herkes için bir gün, dönüm noktaları olacak, biz bunlara da alışacağız. Zor olacak, imkansız olacak ama alışacağız. İşte bugün bunu düşündüm. İmkansız olduğunu düşündüğümüz bir an gelmeyecek gibi olacak ama gelecek. Kim olduğumuza bağlı olmaksızın, iyi veya kötü, bir şeyler geride kalacak. Kalemle kaseti sarardık ya, yine sarıp, bu sefer başka şarkı dinleyeceğiz belki de. Kim bilir…

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir