Okulda ilk gün
Bu ara gözlerim yerli yersiz doluyor. Haberleri izliyorum, gözlerim japon çizgi film karakterleri gibi kocaman oluyor, gözyaşlarım akmamak için direniyor. Bugün, Mert ilkokula başladı. Gözlerim niye doluyor belli aslında 😊 Kendimce hem oğlumu, hem kendimi okulun ne şartlarla açılacağı fikrine alıştırmaya çalışıyordum. Dün akşam veli toplantısına gidince, Mert’ in birkaç gündür, “Rüyalarımda okulda kayboluyorum anne ” deyişinin ne kadar yerinde olduğunu hissettim ve anladım. Veli toplantısına giden ben, yeni başlangıçların ağırlığını hissettim. Annemin tarayıp iki tane at kuyruğu yaptığı saçlarım, siyah okul önlüğüm, beyaz dantel yakam ve kara tahtanın önünde kendimi gördüm.Şu dönemde özellikle yine tek sağlık olsun diyorum. Hayat yine de olması ve yapılması gerekenler ile tutunma ve yaşama sevincimiz arasında yaşanıyor ve yaşanacak. Bugün de, o başlangıçlardan biri. Temiz ve sağlıklı bir başlangıç diliyorum oğluma ve tüm evlatlara. İlkokula başlamanın ne kadar önemli bir mihenk taşı olduğunu ve ilkokul öğretmeninin, bir çift parlayan gözü parlatabilme imkanı veya söndürme talihsizliği yaşatabileceğini artık biliyorum. Bunu büyük oğlumda maalesef tecrübe ettim. Yıllar yıllar önce, üniversitedeyken, Bakırköy İncirli otobüs durağında 76T veya 76B’ nin gelmesini beklerken, burnuma ilkokul öğretmenimin kokusu geldi. Bende nasıl yer ettiyse, çok ânı kokularıyla arşivleyen ben bile bu duruma şaşırdım. 5 yıl boyunca öğretmenim hep aynı kokardı. Oldukça feminen görünüşlü, kısa açık kumral saçları ve beyaz önlüğü ile her daim şık bir kadındı Hüsniye Öğretmen. Öğrenci ayırıyordu. Ya da ben öyle hissederdim. Hissediyorsam doğruydu bana göre. 3. sınıfa kadar çarpamadığım 2 sayı yüzünden defalarca dayak yedim. Beni hiç kucakladığını, gözlüklerinin üstünden tatlı tatlı baktığını hatırlamıyorum. Hep çalışkanlar, tembeller kümesi yapardı. Nihayet 4.sınıfta, beni iyi sayılabilecek öğrencilerin olduğu kümeye almak istemişti. Mutluluğumu hatırlıyorum.