Sen kimsin?

Neye göre ve kime göre kanaatkar olmak ya da kim olduğumuza göre mi bu düzeni sürdürmek? Bugün bunu düşündüm. Kurduğumuz düzenin en hakiki piyonu olup bu oyunda baş kahraman olmamıza rağmen en ağır görevleri yüklenmiş olmak mı? Sorunu sorun gibi görmeyip, konfor alanından hiç çıkmaya yeltenmemek mi, yoksa bir sonraki adıma geçip oyunu değiştirip, bize sunulan alandan hiç çıkmamış olmayı dilemek mi, yoksa oh be demek mi? Kimin hangisine muktedir olacağı bilinmez. Biz kadınlardan bahsediyorum. “Yuvayı dişi kuş yapar” sözünü duya duya büyümüş biz kadınlar, üzerimize yapışan sıfatları layıkıyla hak etmek için, bize hangi topu atarlarsa tutuyoruz. Ben öyleyim. Bunu da neden ben yapıyorum demiyorum. Fikrini ayan beyan söylemek seni biraz defolu yapıyor.Ben bunu yazınca bile, acaba nesi var da yazıyor deniyor. Evet, bunu duydum. Konu düz yoldan gidersen benimle ilgili değil. Ama dolaylı yoldan gidince evet düpedüz benimle ilgili. Kadınım ben, anne, evde çalışan anne, iş dışında çalışan anne ve işte çalışan anne. Konu benim ve hemcinslerimin sıfatları ve bu tuhaf sarmal ile ilgili. Her 8 Mart’ ta, her şiddet gündeme geldiğinde yazasım gelse de, beyhude diyor, vazgeçiyorum.Bize öğretilene göre, asıl önemli olan kuyruğunu tilki gibi dik tutmak. Sanki etraf denen güruh, bunu dayatıyor bize. Sen sen ol kızım, salma yelkenleri suya, dik dur diyor. Kadın, sıfatlarıyla, insanların, hem de çoğu hemcinsleri tarafından uydurulan yakıştırmalarıyla kadın, üzerine düşen düşmeyen her işi yaparak, yapmaya çalışarak var oluyor. Çocuklar mesela kadının. Çünkü anne. Mesela ben sadece çocuklarla özdeşim. Çoğu kimse benim hatırımı sormaz. Çocuklar nasıl der. Ya da ileride gerçekten bir kitap yazmak isteğim olduğunu söylediğimde, çocuklar ile mi ilgili olacak diye sorulabiliyor. Bazen, bu ara daha sık soruyorum kendime, Atiye dizisindeki gibi “Sen kimsin?” Ya da kimdin???

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir