Kimine bin yılda gelir umut, kiminde hep var
İnsan büyüdükçe ya da yaşlandıkça diyeyim, çocuk tarafına daha çok yaslanıyor. İçimdeki dengeyi bulabilmem için, bir şeyler ile hizalandığımı hissedebilmem için belki, türlü sebepler ile, burada bir çırpıda söylenebilecek onlarca haklı gerekçe ile. Yaşadığımız yüzyıl belki de çocuk tarafımızı bir umut gibi cebimizde tutmayı gerektiriyor. Sabah kalkınca, Kerem’in uyuyor olmasını fırsat bilip elimdeki küçük budama makası ile gözünün içine baktığım manolya ağacımın etrafındaki çimleri kestim. Olduğu kadar işte deyip, dibine diktiğim lale soğanlarını artık daha rahat görebileceğimi düşündüm. Fazladan verebileceği genç bir yeşil yaprak ile beni mutlu edeceğini bildiğim manolyama tekrar baktım. Hatta, gerçekten bu sene olmayacağını bilsem de, belki tek bir beyaz çiçeğini görür ve koklarım dedim. Bunu çok da beklemiyorken üstelik. İnsanın çocuk tarafı cebindeki umudu gerçekten. Tüm kartlar tükendiğinde , ortaya işe yarar mı umuduyla atılabilecek son yegane kırıntı belki de. Bugün manolyamın etrafındaki çimleri seyrelttikten sonra, tam da bu duyguyla baktım camdan dışarı. Hâlbuki geçen hafta da, bu haftaki gibi, “ya uzun uzun yürümeli ya da çiçek dikmeliyim” diyerek yatmış, geçen hafta ikisini de yapamamıştım. Varmış bir bildiğim. İyi gelir insana, umudunu cebinde tutmak. Hâl böyleyken, yaşananların öznesi değilken, sadece şahit olmuşken dahi ya da çaresizce çocuklara artık şarkılardaki gibi bir dünya bırakamayacağımızı biliyorken, düşünüyor ve durumu ne yapalım diyerek kabul edip, bir yol tutturup yaşıyorken de, her şekilde, her fırsatta. Kimine bin yılda bir gelir bu umut, kiminde hep var. Bugün de böyle. #içimdengeldiyazdım #kendimenotlar
Nisan 9, 2023