Neydi o zamanlar
Araç kullanırken, yolda yürürken aklıma gelenler çağrışım yapar ve hiç düşünmediğim bir şey aklıma gelir. Herkes için böyle olduğuna eminim. Çünkü saniyeler içinde hiç düşünmediğiniz bir şey artık aklınızdadır. Böyle böyle tuhaf bir çağrışımla aklıma ben üniversite öğrencisi iken yayınlanan” Siyaset Meydanı” geldi. Yahu dedim, böyle bir program vardı. Severdim ben tartışma programlarını. Zira, insanlar bu kadar suratsız, birbirinin üzerine atlayacak kadar tahammülsüz değildi. Artık, bir şiirden alıntı yapıp şuraya yazayım desem, yok o olmayabilir, ya da şunu yazsam, hımmm var mıymış şu yazarda falsolu bir durum diye düşünür bulunuyorum kendimi. Ne diyordum, “Siyaset Meydanı”. Bir bölümünde programda “aşk” konuşulmuştu. Aşk, sadece iki insanın birbirine duyduğu o duygu seli, kimyanın değişmesi değil sadece, her anlamda aşk konuşulmuştu. Adı siyaset meydanı olunca, yine tartışma olmuştu ama kimse aşk konuşulacak, onca derdin arasında, ülkenin bir derdi bu mu kaldı dememiş, bilim insanı, avukat, doktor, bürokrat, bakan gelmiş, sabaha kadar bazen anlamlı, bazen gereksiz böyle böyle konuşmuş, biz de ertesi gün epey arkadaşlarla arkasından kritiğini yapmıştık. Eskiden böyle şeyler vardı. Belki halen vardır, ya ben ertesi gün kritik yapacak bir çevrede olmadığımdan yapamıyorumdur ya da artık sosyal medya denilen, bol gazlı, virajlı, çokça yalan içeren mecra onun yerini almıştır. Özledim desem başka mesaj, neydi o günler desem bir türlü. Ne diyeyim.