Şükür

Bizim evde baba ile yenilen akşam yemekleri çok nadir olur. Çocuklar da, ben de bunu kabul etmiş gibiyiz. Bugün iftar sofrasında, beşimiz bir arada, ezanın okunmasını beklerken, Kerem zorla oturtulduğu mama sandalyesinde mızıldıyor, Alp ile Mert yine didişiyorken ” Çocuklar, bir şey söylemek istiyorum” dedim. ” Bazı anlar insana o an çok sıradan gibi gelir ama yokluğunda ne kadar değerli olduğunu anlarız. Tıpkı şimdi bir arada olup birlikte, sağlıkla bu masada olabilmemiz gibi “dedim. Alp, daha ben belki üçüncü kelimemi söylemeden ” tamam, tamam” demeye başladı. Yine lafı ağzıma tıktı. Söylediğim her lafı, bir nasihat sanarak ondaki “ben”(anne) algısını kolay kolay aşamayacağımı biliyorum. Konum bu da değil aslında. Kıymet bilmek diye bir şey var. Yaşarken, ne büyük zenginlik olduğunu bilmediğimiz binlerce an var. Şikayet ettiğimiz çoğu şey, bazen iyi ki var. Bu günler çok fazla dram içeriyor. Eğer sağlıkla geçersek şu günleri, hatırımızda çok buruk kalacağı kesin. Yine çember daraldı. Bu sefer yorgunluk var, bıkkınlık var, ekonomik zorluklar, duyduğun giden çınarların, gencecik insanların haberlerine boynunu büküp üzülmek var. Elimizde ne kaldıysa, belki de tadını çıkarmak gerek. Bir daha yaşanır mı bilemeyeceğim her anı bana bir lütufmuş gibi yaşamak istiyorum. Dua ediyorum aklıma geldikçe. Allah’ım aç kalp gözünü ne olur şu kalbi tükenmiş insanların diye. Ama kime dokunsan haklı, kimi tükenmiş, kimi gelgitlerde, kimi ekmeğinin peşinde, bir şey görecek gibi değil. Şairin dediği gibi; ” Nerede o gördüklerim, nerede o beklediğim, rengi başka, tadı başka…” Herkes için huzur, sabır, sağlık diliyorum bu mübarek ayda..

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir