Babama…
Babalar ve kızları…Ben babamın küçük kızıyım. Ablamdan sonra gelen 2. kız evlat. Babamın da, annemin de ” kara kızıyım”. Karalığım, 1 yaşında tanıştığımız Kumburgaz yazlarından gelen lakabım. Sudan çıkmadığım ve kumdan ayrılmadığım için rengim bir türlü kışın dahi açılmazdı. Öylelikle adım kara kız kaldı. Böyle babalar günü gibi günlere pek anlam yüklemesek de, hepimizin gözünden bir bulut, bazen bir sis geçiyor. Bazen gözyaşı, bazen mutluluk oluyor. Bazen hesaplaşma, bazen keşke, bazen iyi ki… Babam sosyal medya kullanmadığı için, yazılarımı okumuyor. Ben de pek göndermiyorum. Eğer okuyor olsaydı, çok hoşuna giderdi eminim. En son Şubat başında gördüm anne ve babamı. Bu sene pandemi derken ayrı düştük. Herkes sağlıklı olsun dedik, gelip gidemedik. Bazen diyorum ki, keşke şu yaşımın gözüyle bakabilseymişim babama da, anneme de. Babamı otorite gibi gördüğüm günlerden, sırtımı yasladığım dağım olarak düşündüğüm bu günlere gelmek ne güzel. Babam şöyle derdi anneme:
– Kızlarım baba evinde görsün her şeyi.
Bana göre hiçbir şeyi eksik etmedi. Her şeyi de baba evinde gördüm. Dediğini yaptı. Çok gezerdik, bize göre en güzel yerlerde yemek yerdik. Pazar günü, arabaya binip, arka koltuğa dönüp:
– Et mi balık mı? derdi.
Balıksa, Balık Osman’ a, etse Uludağ Et Lokantası’ na götürürdü.
Sonra, bazı hafta sonları erkenden cümbür cemaat Bursa’ ya giderdik. Hep kendimize göre, kendi anladığımız gibi. Bir dönem bize çok anlamsız geldi. Belki o zor ergen dönemlerdi. Birbirimizi çok anlayamadık. O da geçti. Şimdi torunların sırası. Şimdi biz o ergen dönemleri geçmeye çalışıyoruz. Babam torunlarıyla lokum😊 Hayatın döngüsü bu olsa gerek. Bu aralar babamı daha çok görmek istiyorum. Görüntülü arasam bir an önce gitmek istiyorum yeniden yanlarına. Zaman çok sınır tanımaz geçiyor. Allah hayatta olan tüm babalara sağlıklı, uzun ömürler versin. Bizim babamıza da. Ben halen babamın küçük kızıyım. Bize gösteremediği kocaman sevgisi ile kollarının altına aldığı kızlarıyız… Halen…