Kendimi dinlediğim bir an

Öylesine geçip gittiğimiz yerlerde açan çiçekler vardır, görmeyiz. Toprağın üstünde kurumuş otların arasından çıkmış hercailer, özenli bir peyzajın arasından çıkan uyku çiçekleri, çok zamanlar geçirmiş ulu ağaçların yarılmış gövdelerinde açan envai çeşit filiz dal…. Bana neler anlatır bir bilseniz…Hayatı seyreyleyip gitmek var, hercailerin renklerini görmek var. Bazen böyle anlar olur, mesaj kaygılı geçer pek çok şey gözümün önünden. Mert’ i okul kapısında beklerken bir kız çocuğu gördüm. Gözleri o kadar anlamlı, o kadar güzel hareliydi ki. Evet, kelime bu olmalı. Hareli güzel gözleri olan kız çocuğu. Biz de öyle değil miydik? Ben bir kız çocuğuydum. Şimdiyse, o kız çocuğu gitti, üzerime yapışmış sıfatlarımla görevlerimi yerine getirme gayretindeyim. Gözümün önünde , başımın tam sağ yanında bir şerit geçiyor. Evet bu iş tamamlandı, bu da bitti, bu da. Büyümek de zor, büyütmek de. Çocukların her dönem büyüme ataklarını karşılamak, kafamın içinde sağda solda okuduklarımın yankılanması, dijital dünyada da yaşamak, artan kalabalık ve yalnızlıklar. Nihayetinde yalnız kalıyoruz. Kendimi dinlediğim bir akşamdayım yine. Bazen böyle olur, nadir olur ama olur. Kolum kanadım kırık gibi olur. Üzülürüm bu hengameye. Her şey çok basit yaşanabilse derim, belki de öyle hissetmek isterim. Hercainin rengini, o solmuş yaprakların üzerinde açan petunyaları nasıl daha önce görmediğime şaşırırım. Güzel anlamlı bakan bir çift göz çok şey anlatır.
Böyle bir akşam işte, yine kendimi dinledim. Bugün bu yastığa başımı koyup unutacağım kulağıma kendi söylediklerimi. Güzel uykularında olan evlatların kokusunu çektim içime. Bu anda kalacağım… Sağlıkla, sevgiyle…

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir